« Önceki |

20/2/2009

!!!!gidiş!!!

dünya bu sana çaktıgım son anım olacak
çaktığım ve her defasında yakamadığım
sorduğum ama cevabını alamadığım
sırt üstü yüzüşlerim bitti artık


yüzlere sarılmış pamuklar ve pamuklanmış elbiseleri
kapılar ardındakiler ,merak ettiklerim ,acı çektiklerim ve artık masumluumu yitirişlerim
her anından vazgeçiyorum senin ,
en sevdiğim yüzüklerimden bile ,
nefeslerimden ,elimde olanlardan, elimden aldıklarından,
çünkü sende birşeyim kalsın istemiyorum ,o yüzden vazgeçiyorum verdiğin bütün
güzel anlardan ,hepsini almanı istiyorum,
çünkü sen yüzsüzsün,yüzünün olmayışının nedeni belki budur dünya kim bilir ama denildiği gibi sen yüzsüzsün. dengesiz bir okadarda kendini begenmiş,ve bu yüzden bencilsinde.
itaat etneyi bekliyorsun.
elimde ne var şuan bak bakalım ellerime!
kararmışlar değilmi!
ve soğuklar!
verdiğin beyaz ve mor anlar da senin olsun çünkü beyazlar asla beyaz,
morlarda mor durmuyorlar,
renkler, kurmacalalar, yaratıklar ,yaratmaya çalıştıkların,
hepsinden vazgeçiyorum ....
seslerden ,güzel ritmlerden ,
dinlemeyi sevdiğim müziklerden,
aşık olduğum insandan bile.
oda senin gizeminde çünkü ç
oda sana ait sana ait olan hiç birşeyi istemiyorum ,
vazgeçiyorum  bütün herşeyden,
ailemden bile,
annemden ,küskün olduğum babamdan bile.
ablamdan ,arkadaşlarımdan ,bilgeden bile,
ben maymunlaşmaya gidyorum ,düşünemediğim anlara,
gözyaşlarıma haykırışlara,
sözünsel tuzaklarına ragmen,
pes etmedim, sadece gidiyorum,
gitmek, pes etmek değildir
bunu kabul etmiyorum.
geride bıraktıklarımdan özür diliyorum,
sadece sonsuzluğu bulmaya uçuyorum,
bedenimi hafifletmek için belki,
belki söyleyemediklerimi söylemek,
belki gerçekden senden kurtulmak için,
belki yarattığın benciilklerden kaçmak ,belki öldürdüğüm küçük çocukları daha fazla görmemek için,
belki mafettiğin hayatlardan birisine katılmamak iiçin
ama gidiyorum,
ama galiba babamdan özür dilemek için gidiyorum
ihanet edemiycek bi insan olduğumu göstermek için
yada ailemi dolandırdığım için gidiyorum
veya masumluğumu yitirdiğim için
kendimi bedenimi yitirdiğim için öldürüğüm için ,ondandır tamamen ruhumda yaşamaya gidiyorum,
ama gidiyorum...
bitiyorum...
yarın sabah  yüzümde bir gülümseme ve gözlerim kapalı olacak sana,
belki üzerimde bir gazete kagıdı, yada eskimiş bir battaniyen olucak dünya,
ama senden kurtulacagım,
kurtulacağım dünya
belki kurtarılma ümidiyle
sevdiklerim ve aşık olduğum adam aglıyacak göz yaşı dökecek
ama sen onların hayatını mafedemiyceksin dünya
seninle savaşmaya geliyorum
sevdiklerim için....
hiç üzülmesin sevdiklerim,
aglamasınlar ,bir daha görüşemiycez diye
annem babam sevdiklerim bilge ablam
aşık olduğum adam üzülmesinler,
ben dünyayla savaşmaya gidiyorum kahraman olmaya onları tekrar görebilmek için onlar için
özlemler ayrılıklar sevgiyi yüceltiller çoğaltırlar
ben bedenimi hafifletmeye gidiyorum ve zamanımı doldurmaya bir gün onlarında gelecegi
dünyayı yoksa bile kurmaya
tek isteğim üzülmesinler
babacığım beni ne kadar düzgün yetiştirdiğini görsün
görsün ve bilsn hissetsin diye
içime giren şeytanı durmayı öğrendim diye
babamın dürüstlüğünü annemin güzel hayat görüşünü aldım diye gidişlerim
hoşca ve iyi kalın ha bu bi veda değil sadece  bii biii ... benmde sonunu getiremediğim  yazııı , bilmediklermmmm!!







3/1/2009

masal yaşantısı

her bitirgenligin kan pıhtılaşması yaratır masallarımda

her kar yagdıgında ülkende üşüyen ben

her sıcakda terleyende

sen sadece galip gelirsn

 

sonra sıkılır masalından

oyunlar yazarsın kendine

sıkşıp yastıgına girmeye çalışırım yeni yazdıgın oyunlara

sende sende benim hangi masalım gerçekleşmiş olabilrki

kaç hata yaptıkdan sonra biter bu masal

kaç bin yıl sonra beni masalında peri yaparsın

benim şeytansı kabuslarıma

söyle kaç bin yıl sonra son vereceksin

seni hatırlamakmı evet özlüyorum

o masaldaki masalımsı günlerimizi

fakat sonra çevremiz de karga sürüsü

dönüyor etrafımızda ve yazdıgın masalın  kötü sonunu

sonunu yaşıyorum ben

o halde essin bir nefes vursun rüzgarıma

dalsın masallara

çeksin bedenimi

ve kalbimin cesetini

toplasın kuvetlice

çıkarsın masalından

30/12/2008

yeni bir ülkeye gidiş

 

 bütün oyuncaklarım agladı dün, bütün parçalarım dagıldılar....

her bütünlük bir parçanın oluşturduğu incelik içinde saklar kendini,

her düşüş bir izmarit parçasından dökülen küller kadar dikkatsizdir,

ve her bitiş ruhu zedeler bedenin ruhunu onarırken.......

bahsetme bana şimdi onarmaya çalıştıgın ruhumun parçalarından

veya köşeye sıkışmış tavırlarından,

bahsetme bana yüzünün dokuzbinaltı farklı renginden

bahsetme gerçek imgesi taşıyan cümlelerinin yalanlıgından

yavaş yavaş dünyadan uzaklaştıgımı hiisediyorum

bütün maskeler yol oluşturmuş, gerçek bir dünya varsa gerçeklige gitmek istiyorum

eger maske doldurdugun yolları aşabilrsem , aşabilmenin verdigi

kıvamla sıvıılaşıp geçmek istiyorum  yagmurun içindeki nemli hava kütlelerinden

ve sonrası özgürlük benim için senin içinse yeni bir savaş.                      

 

 

 

 

 

10/9/2008

merhaba karanlığın içindeki ışığa

Hayata merhaba... İçi pislik ve kan dolmuş gölgelik insanların oluşturduğu ,ucuzlaşmış dünyaya merhaba ,ölüme merhaba, sosyalist ve asosyalist hayat içinde kalmış insanların oluşturduğu bütün basit topluluklara merhaba ,acizlige merhaba,  birbirini yiyerek yaşıyan balık düşünceli insanlara, dünyayı elde etmek için kurulan bütün hipotez ve teorileri gerçekleştiren oo görkemli krallığın başında tutunan korkak ve adi insana merhabaaaaaaaaaaaaaaaaaaa ,merhaba pisliğe ,bataklığa ,ıcızluğa ,hayvanlığaaaaaaaaa.........

Bu sabah her sabahkinden farklı bir kısır döngü dönüyordu  .Gün ışığı bu gün tam 90 derece parlıyordu tepede rüzgar şarkısını bırakmış ,yeşili kucaklamıştı ağaçlar . Ağaçlarr, onlarda tıpkı insanlar gibiler, önce yapraklanır sonra dökerler karartılarını.Her şey 7 temel renk üzerinde gerçekleşir  önce renk verir sonra renk alır yapraklar 7  temel renk kırmızı tanrıdır..Bugün baharaa merhabaydıııı ışıga yeşile umudaaaa .Merhaba haaa hayat tam 999 derece vurmuştu küçük kızaaa merhaba demek bahara merhabaaaaa  haaa siz öle sanın...Babasını tanrının renginde olan  kırmızı domatez tarlasında kaybetmişti, bahar merhaba demişti haa ;evet bir merhabasıyla eriyen karların oluşturduğu heyelana kapılmıştı küçük merhabanın babası . Annesini hiç tanımamıştiki merhaba anneye merbaha diyebilsin.Başına gelen felaketmiydi yoksa yeni bir başlangıç için güçmüydü. Küçük kardeşi umut ise hiç bi şeyin farkında değildi , bilmiyordu,  oraya uzanan ve asla gelemiyecek olan babasıııydı . bilmiyordu onu hiç bir kol orada yatan  adam gibi saramıycak onun gibi besleyemiyecek  onun gibi başını sıvazlıyamacakdı.. Aaahh tamda bahar gelmişken merhabaa demişken küçük merhabanın başına  kendinden büyük bir iş gelmişti .9 yaşının 9 unu yaşıyamadı Hayat belki ona ismi gibi merbaha diyemedi, çünkü çokdan 2 ye çarpıp sıfıra bölmüştü onu.Hayat artık kardeşleri için bişiler yapma zamanıydı .Ayaz 999 derece şafagına çarpıyordu .Üşümekmi üşümek yoktu onun için ,artık üzerinde babasının ceketi ,sol yanında kan lekesi,  elinde kardeşi ,gözünde yaş ,sırtında kamburu ,ayaklarında zincirler, rüzgarda dolanmıştı beline, aglamaklı döndü köydeki evine.Artık babasından tek kalan bedeninde ki hasret ve üstündeki lekeli ceket di. Ertesi gün babasının ektiği domatezlerin başlarını filizden çıkardıklarını gördü ,yaşamak bu yaşamak olsa gerek; her bitiş yeni bir başlangıç olmalı; dedi. Küçük merhaba ve kardeşleri onlar hiç bir şeyin farkında deillerdi onlar için savaş vermeliydi. Bu yoksul tarlaları onlar için beslemeli ve onlar için mahsül almalıydı .Yardım edecek kimseleri yoktu babası zaten fakir bi çifciydi ve köyden uzakda yaşarlardı. Önce emek emek vermeden hiç bir sevginin  ,hiç bir bitkinin, hiç bir domatezin mahsül vermiyeceğini ögrendi. Her gün kardeşleriyle kovalarca su taşıyordu küçük kız ,mahsüle az kalmıştı.. Domatezler boyunlarını egmemeliydi . Bi kaç ay süren savaşın sonunda köyün en degerli, en dolgun ,en kırmızı  domatezlerine sahip  olmuştu küçük kız.Ve tarlasını büyütmüştü.  yaşı ni- hayet yaşına degmişti .9 yaşındayken 2 ile çarpılmıştı yaşı çokdan ama 18 indeydi genç kız :ç:ç ve büyük bir fabrika kurdu sonunda. Domatez fabrikasına  babasınında ismi olan anlamı ; kızıl şafak, kızıl tanrı anlamına gelen altan ismini koymuştu.

HER hikaye mutlu bitebilse keşke ve her hikayede bir merhaba olabilse.Ve renkler onlar birbirlerini tamamlayabilse, bizim katıştırmamıza gerek kalmadan renklerinii bulabilseler emeksiz hiç bir suyun rengi şeffaf olmaz . Ve ne kadar karanlık olursa olsun  her karanlığın içinde bulunan küçük ışık taneleri vardır .. Ben kendi hikayemdeki ışık tanelerini toplamaya gidiyorum hayalimdeki atolye insanlarını bulmaya, kafemin kenarındaki insanları eğitmeye bişiler öğrenmeye .... sizde kendi domatezlerinizi yetiştirin ve onlara emek verin :çççç 2008 9. ayın 10u  s. duygu ünal :L

25/7/2008

şimdi niye bu geri dönüşler



bundan sonraki buluşmamızda
ayakkabım olmuyacak ayagımda
ve neşeli şarkılar söylenmiyecek belki
belki aglıyamıyacagım
yüregimdeki isyanım ruhumu karartmış olacak
bir başka diyarda
bundan sonraki buluşmamızda
ellerimde olmuyacak belki
belki dokunamıyacagım
belki zamanımız olmuyacak
ve belki bundan sonra buluşma diye bir şeyde olmuyacak.....


bütün oyuncakları kırılmış bir çocuk gibi ağlamak
içimdeki kalabalıkla tek kişilik oyun vermek
en soğuk suyun bile söndüremiyeceğü cehennem kaçışları
inleyen şarkılar orkestirası
dost dinletisi en ağlamaklıııı
ruh kabartıları

bundan sonrasını anlatamıyacağım sana
kaçıncı kez yitirdim seni
kaç oyuncağımı kırdın ellerimde
bütün sözlerini söylenmemiş saymak
işde hissetiklerim ..
ruh kabartısı
çaresiz ağlayışlar
azad edilmiş bir ruh nereye gideceğini bilemez
anlamak güç deilmi
yıkaması lazım geçmiişin günahlı ruhlarımızı
yıkaması lazım
şimdi ne için bu geri dönüş
ben artık oyuncağımı kırdırtmıyorum
baağladım elimi kolumu
ben artık şimdide yaşıyorum
kaçıncı kez yitirdiğimide hatırlamıyorum seni
senive bencil neşeli kahkahalarını
şimdi niye bu geri dönüş
ben sevgiyi buldum
yeni bir vapurum var çünkü
ben o vapurda hep çocuğum ve oyuncaklarım hiç kırılmıyor
okadar sıkı ki elleri
okadar yüceki kolları
şimdi niye bu geri dönüş
ben artık oyuncağımın kırılmadığı bir yerde yaşıyorum
senin şehirin korku dolu pislik dolu
benm olduğum yerde her gün kar yagıyor artık
her gün tertemiz basıyorum yalın ayak
şimdi niye bu geri dönüş
ben artık benim olan ve kaybetmiyeceğim anlar yaşıyorum
onun elleriyle ısınıyor onunla üşüyorum
ben artık senin hikayelerinde tek kişlik oyunlar oynamıyorum
onun kalabalığıyla gülüyor onun yarasıyla kanıyorum
şimdi niye bu geri dönüşler
ben artık geride değilimki
........





 



1/7/2008

babamın düşlerine gidiyorum

küçücük ak bir oyun oynanmıştı sadece
küçük  bir tekme inmişti en sevdigim ellerden
sonra yıkandı deniz ve serildi ruhum yepyeni bir oyun için hazırdı artık
yepyeni bir vapur satın almıştım yeniden batmak için belki ama hayallerm açılmaktııı açılablecegim kadar özgür olmakdıı..............

oysa ben bütün düşlerimi gecenin en derin saatlerinde oluşturmuştum
ve gecenin en derin saatlerinde  silmiştm
şimdi gece bana neyi anlatıyor olmalıydıki yüzümden tonlarca yaş akmalı
belki çıkacagım yeni yolculuk çamur atmakda yüregime
yada ne biliyim ben küçük bir kız çocugunu barındırmakda içinde
belkii çok üüzlmüş belki sevnmiş ama hala aglıyorr
hiç sorma neden niçinnn elinde kaybettigi insancıklar var
aglıyor  kimsesiz belki artık sessiizce  geceye terkediyorr kendini....

bilirmisinizki gecenin en karanlık saatlerinde köpürür sular
ve bütün vapurları yıkarlarrr
en saf en temiz duyguları sömürler
insanlarda bazen denizin köpüren dalgaları gibiidr
sabahları çok dingin gece sitemlii...........

bütün oyunlarından nefret ediyorum dünya
savunmasız masllarından ve beş para etmez insanlarından
dostlarından akıl oyunlarından
babamın düşleri gibi masum deilsin bana karşı
annemin sevgisi kadar yüce deilsin
sen sen bana dost acısı gibisin
o yüzden bu defa seninle kumar oynamıyacagım
akılcı oyunların senin olsun
ben babamın düşlerine gidiyorumm
her şeyi benm için kurulmuş küçük masllarına



26/6/2008

bitiriyorum br başka varoluşa

Bırakıyorum ve ateşlerden geçiyorum en yoklukların derin ve yalın anlamlarına
bırakıyorum ve şevkatten geçiyorum geri dönermi yaşadıgım bilemem
bırakıyorum ve benm olmayan ne varsa hepsinden geçiyorum
bitiriyorum bu düşü...............

ruhum rüyaya başlamış gözyaşlarım toprak kadar beslenmiş kırılan dalgalarla
dünyam yıkılır ve bırakırım her şeyi bütün yaşanmışlıkları
gömmek için kurban verdigim bütün sevglerim için son bir kez aglarım
elimde hiç olmayanlar var ve kalbimde zehir saçan bir sevda

bir karınca gibi acıya yol alırım  daha çok sevgi toplamak için
yada yeni bir bulut bulrum bu defa gerçekden mor olan
bana acır belki şu kalpsiz dünya ve acımı çeker içine
belki yeni bir kıyı bulurum kendime bu defa martıları gerçek olan

sürüklenir ruhum düşer ve aglar sonra
kovulacak bütün kötü hisler içimden
var olmak için uyanmak lazım
kovulacak bütün kötü hisler içimden
.............................................................................. uçuyor bendenim kuşlar nereye gidiyorlar.

25/6/2008

hiç bilmedinki

yırtldı uçurtmam
çocukken kurdugum avanak hayallerm ve içinden çıkmadıgım masllarım
akıyorrrr görmüyorsunnn
yaşıyorum bilmiyrsun
yaşıyorummmmm bilmiyorsunnnnnnnnnnnnnn

sen hiç bilmiyorsun intihar korkusunu
hiç bilmiyorsun denizin kızılzık şerbetini
ve nazımın vatan sevdası

boyadan dogmuş oyuncak insanlar
konuşmayın artık kanatmayın ve söyletmeyin
ayazda kalmıştı ayaklarım
balkonda düşünclerm askıda sallanmakta

sen hiç bilmiyorsun yaşıyorum
hiç bilmiyorsun anıyorum
sen hiç bilmedinki aglamadınki
bagırmadınki konuşmadınki söylemedinki
sen insanlıgı hiç yaşamadnki

14/6/2008

özlüyorumm seni

eritir güneş gözyaşlarımı

üşüyormu saçların?

üşüyormu bedenin?

renin gözyaşları gibi ve darkın lethesi gibi kutsallaşmıssın bende

kendin kadar aklımdasın

olaki aşk şaşırmış bir tanrı

olaki kaaranlıklar eksiltiyor sururetini

olaki özlüyorum seni

ılık bir koku var üzerimde

 

aynı çizgideyiz belki

aynı ritmi dinliyoruz

aynı sokakda koşuyor

aynı yalnızlıgı paylaşıoruz

aynı kokudayız belki

belki aynı tende

aynı acıyı yaşıyoruz

olaki özlüyorum seni

olaki gözyaşlarımda akıyor senin için reninkiler kadar gerçekler üstelik

olaki donuyor bedenim

ve mumyalanmış tanrılar gibii

bekliyorum seniiiii

darkın lethesi büyülü ırmak

içmiyorum o büyülü sudan

 

 

 

sende unutulmuş cesetler gibisin belki

mumyalanmış bir tanrıyı bekliyorsun vaktiz edilmek için

olaki özlüyorum seni

sesin içimde dügüm

özlüyorum seni ..........

 

29/5/2008

nefreti kusuş

sende kalanlar?sende neyim kalmış olabilir ki?
ufak göller nehir olmaktadır ve  okyanuslar küçük derelere dönmekte
sekiz kutu bira 8 paket sigara kalan sekiz adet sağlıklı diş
sekiz adet gol yemiştik zaten,sekiz tane kişiliğin vardı

siyahı neden sevdiğimden bahsetmiş miydim sana?
yada sen beni niye sevdiğinden bahsetmiş miydin?
yakışır mıydı bana ağlamak senin arkandan
cam sürahiden sallanmakta olan 8adet kadeh

buz parçaları sallanmakta eksi sekiz derecede
halılar tarlam,ahşap benzeri yer döşemeleri toprak
tarlamda salyalarım,ahşap benzeri döşemelerde terliyorum
kül tablası güneşi andırır,küllerini uzaya saçan ölü güneş

sana hiç bahsetmiş miydim dedemin kemiklerinden
ve babamın küllerinden,annemin tüten ateşinden
sen hiç bir zaman bilemezdin ki eriyen kemiklerimi
dedemin kemikleri bozuk sütlü tatlıyı bile yiyebilirdi

sana hiç bozuk sütlaçtan bahsettim mi?
üzeri pamukçuk dolu olanlarından,hepimizin kar tanesi sanarak yediği
ve babamın külleri damlardı kül tablasına
annemin tüten ateşi güneşi ayakta tutardı

boş bir duvara ölümün resmini çizmek
sigara izmaritiyle balık silüetleri oluşturmak
seksen yaşında ki bir kadın peki?kemiksiz bir et torbası
onun da yüzü sütlaca benzerdi ve buna fena halde bozulurdu

lenin'in canı cehenneme ve stalin zaten hitlerle seks yapıyor cehennemde
anarşizm sadece tekerleğe benzeyen bir dünyaya tecavüz eder kocaman a harfiyle
uyuşturucular...sekiz kutu biranın yerini tutamazlardı ve evet onlarında canı cehenneme
dini kitaplar ve ibadethaneler...onlar cehennemin yangın söndürücüsü değiller

sende kalanlar?sende neyim kalmış olabilirdi ki?
bok rengine çalan siyah pantolonum,bozuk yazıyla yazılmış mektuplar
ha bi de beethoven arşivim...boş şarap şişelerini saymıyorum bile
sende kalanlar...ömrümün beşte biri belki


kuru ekmek dilimleri ve göldeki kuğular
kurumuş malafatım ve güvercin kılıklı sen

sende kalanlar...yastığını kokla iyice.kokumdur belki sende kalan

boş bir kütüphanede yazdığım saydam kitaplar

bayrakların canı cehenneme,ve seninde canın cehenneme

karanlıkta yalnızımdır ve sen yönetirsin ideolojik ölümleri ve rüyalarımı
dedim ya okyanuslar dereleşmekte,babamda demişti aynısını: tatlı sudan çıkmaz bizim gibiler

komşular fazlaca şikayetçi halimden,simsiyah bir görüntüyle binlerce kez ölüyorum onların gözünde
alt komşum köpeğini salıyor üstüme...ne tesadüf,köpeği de siyah
tabancamda siyah,gece fazla karanlık,yarın için fazladan alkol stoğu
dolunayın altında,gece fazla siyah,ölüm beyaz kefen altında dokuz kusurlu hareketle cezalı naaşım

sana hiç bahsetmedim değil mi?yeşil çimlere çizilen beyaz çizgilerden
yanarak kaybolan ağlardan...balıkları hiçe sayarak
sana hiç bahsetmemiştim masaya çizilen beyaz çizgilerden,burnumu delen
beyaz gelinliklerden, bekaret kanınla kırmızılaşan

radyoda chopin çalar bilmem kaçıncı senfonisini
televizyon absürd dizilerden birini oynatmakta
yağmur yağarken siyah bir tişörtle peşinden koşmamam gerektiğini öğrendim
ve turuncu filtreli sigaralar...ruhlar turuncu değilmiş,beyazlarmış sigara dumanları gibi

sana bahsetmiş olmalıydım cehennemin ne  olduğundan ve tanrının neye benzediğinden
ellerini ceplerinden çıkar ve tanrına dua et,zaten cehennemde yaşamaktasın
tanrı bendim biliyorsun bunu ve ölümsüzdüm kanserli genlerime inat
evet canın cehenneme ne demek biliyorsun...
sana bahsetmiştim okuldan kaçan lise etekli kızları,okulu terkeden  oğlanları,sakalı yeni uzayanları ve aşkı
sana bahsetmiştim orospu çocuklarını ve yatakta benle nasıl oynaşcağını
arabayı geri vitese takarak koca bir tır altına girişim
sarıdan da sarı bir tarlada ölüşümü
sana sende kalan anılarımdan bahsetmiştim...her gol elle atılıyor ,sana dokunuslarım 9kusurlu hareket
sana basit bir ölümü anlatmış mıydım hiç?
karşında duruyordu canı cehennemde olarak